1 sene daha geçti amk

Yeni hayatımın 10227. günü

Yok, merak etme. Üstün zekamla alakası yok bu hesabın. Hesap excel`in marifeti, yaşamak benim. 10227. gün 245448. saat 14726880. dakika 883612800 saniye Şimdi şu yeni çıkan gazete reklamı gibi ” 1 sene Devamı »

ellerimi tut

Sevdiğini yerden yere vur dikkatlice

İster yerden yere vur, istersen havaya fırlat hoppala yap, yere düşünce bir tekme de sen patlat ama en sonunda sol yanına basmayı ihmal etme arkadaş. Senin ondan başka kimsen yok, etrafına bir Devamı »

sokak

Neredesin be Güzellik

Hani aceleyle yürürken köşeyi döndüğümüzde duramayıp çarpışacaktık. O birkaç milisaniye ile ölçülecek gözlerimizin temasını , “Çüş be ayı, önüne baksana” diyerek kesecektin. Ben tam özür dilemek için ağzımı açacakken, arkanı dönüp uzaklaşma Devamı »

barış manço

Barış Manço’suz 13 Yıl

Seni unutmadık Barış Abi.                     Mekanın cennet olsun. (2 ocak 1943 – 1 şubat 1999) Devamı »

devrim yerli otomobil

Yerli otomobil gerçekten yerli mi?

İlk duyduğumuzda bizleri heyecanlandıran yerli otomobil projesi, detaylandıkça bende hayal kırıklığı oluşturdu. Teknik alt yapı ve motor FIAT’tan, ama yerli otomobil, nasıl iştir bu ? İş görür mü ? İlk konuşulduğu günden Devamı »

Yeni hayatımın 10227. günü

1 sene daha geçti amk

Yok, merak etme. Üstün zekamla alakası yok bu hesabın. Hesap excel`in marifeti, yaşamak benim.

10227. gün
245448. saat
14726880. dakika
883612800 saniye

Şimdi şu yeni çıkan gazete reklamı gibi ” 1 sene daha geçti AMK ” demek vardı açık,mert ve korkusuzca;  neyse ben söylersem ters teper, şeytan doldurur. Şu üstteki rakamlardan ibaret olan hayatıma, bir bu kadar daha rakam eklenir mi bilinmez ama tüm ayarlarımı sıfırlamış, gardımı almış ve savaşta ilk kurşunu sıkacak Hasan Tahsin misali bir çeviklikle yoluma devam ediyorum. Dilerim eklenecek olan 365 gün evvelkilerden daha manalı bir sonuca ulaştırır ve geçmişi aramama sebep olmaz. Pek fazla uzatmamak adına stratejik öneme sahip dualarla yazımı tamamlıyorum. (Allahım! ……. ……. ……. …….. …………. ) İçimden ettim :p

İyi ki doğdum a dostlar, değil mi :)

Sevdiğini yerden yere vur dikkatlice

ellerimi tut

İster yerden yere vur, istersen havaya fırlat hoppala yap, yere düşünce bir tekme de sen patlat ama en sonunda sol yanına basmayı ihmal etme arkadaş. Senin ondan başka kimsen yok, etrafına bir bak, sahte yüzleri tara, bir de onun masum yüzüne bak. Farkı hisset ve titreyerek irkil. Dikkat et çok geç olmasın.

Uykusunu bölüp hiç gücenmeden sana hazırladığı kahvaltıları unuttun mu? Kendini unutulmuş hissettiğin o anda çat kapı çıkıp gelmesini? Ne oldu da her şey bir kenara itiliverdi. Hiç mi hatırı yok yaşanan güzelliklerin. Zamanla tahammül sınırları zorlandı elbette ama yok mu vefayı sadece semt olmaktan kurtarmak isteyen ?

Bir gün her şeyi yüzüstü bırakıp, kutup yıldızı yönünde tek başına yürümeye başladığında  güneyden esen o lodosu sırtında hissedersen bil ki o hala seninledir. Acaba başkası olabilir mi diye sakın arkanı dönüp bakma çünkü hem hata edersin, hem gönül incitirsin. Sadece tek kişidir ve ömrünün sonuna kadar seni korur, evet o bir melektir. Çıkar düşünmez, tek amacı sensindir, seni hafızasından silseler, ona geriye hiçbir şey kalmaz. Mutlaka sensiz de yaşar ama güneşi artık doğudan doğmaz. Sen kuzeydesindir ya, onun yönü hep kuzeyi gösterir. Belki sensizlik marsta yaşam aramak gibi zordur, zaman gereklidir ama bir yanı hep seninledir.

Neredesin be Güzellik

sokak

Hani aceleyle yürürken köşeyi döndüğümüzde duramayıp çarpışacaktık. O birkaç milisaniye ile ölçülecek gözlerimizin temasını , “Çüş be ayı, önüne baksana” diyerek kesecektin. Ben tam özür dilemek için ağzımı açacakken, arkanı dönüp uzaklaşma seslerini dinlemek nasip oldu. Bu çarpışma bir Türk filmi senaryosu yazdırmaz mı şimdi sana ? Hiçbir şey olmamış gibi

Barış Manço’suz 13 Yıl

barış manço

Seni unutmadık Barış Abi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mekanın cennet olsun. (2 ocak 1943 – 1 şubat 1999)

Yerli otomobil gerçekten yerli mi?

devrim yerli otomobil

İlk duyduğumuzda bizleri heyecanlandıran yerli otomobil projesi, detaylandıkça bende hayal kırıklığı oluşturdu. Teknik alt yapı ve motor FIAT’tan, ama yerli otomobil, nasıl iştir bu ? İş görür mü ?

İlk konuşulduğu günden beri mesleğin içinde oluşumdan mıdır yoksa objektif bakışımdan mı bilemiyorum ama tamamı yerli otomobil diye bir şeyin hayal olduğunu, bunu; özellikle de kısa sürede üretmenin imkansız olduğunu savundum. Neydi beni olumsuz düşünmeye mahkum eden şey. Bende isterdim tamamı yerli bir otomobil üretmemizi fakat çok geç kaldık. 2 sene içerisinde kendi motorumuzu üretip tüm testlerini tamamlayabilir miyiz ?

Hoşgeldin 2012

yeni yıl

Geçtiğimiz 2.5 senenin ağzımızda bıraktığı kötü tadın üzerine gelen 2012 yılında, herkese sağlık, huzur ve mutluluk dolu bir yıl diliyorum. Terör, kriz,geçim sıkıntısı ve tüm kötülüklerin yok olduğu bir yıl olur inşaallah. 1 sene daha yaşlandık, hayırlı olsun :)

Yeni nesil Bir Aşk Hikayesi

Aşk Hikayesi

Ah bu yeni nesil aşkları yok mu… Aşkı da 3 gün, acısı da 3 gün sürüyor. Dertli insanların dertlerini dibe vurdurmak için hiç üşenmedim bir hikaye yazdım. Okuyun, ters tepki yapabilir hiç bir mesuliyet kabul etmiyorum.

Hikayeye girmeden önce bir müzik açalım sizin için, ambiyans güzelleşmesi açısından.

Her güzel başlamış ve sonunun ne olduğu kestirilememiş hikayede olduğu gibi bir adet esas oğlan ve bir adet esasiye hanım kızımız var. Her şey çok güzel başlamıştı. Gülücükler, smiley’ler havalarda uçuşuyor, ayakları yerde değil adet yukarılarda gezerek ele güne nispet yapar tarzda mutlu mesut yaşıyordu sevimli çiftimiz. Her gittikleri yere birlikte gider, birlikte gidemedikleri yerlerde ise (tuvalet, banyo vs.) gönüllerinin bir olduğunu belli etmek için birbirlerine kısa mesaj atarlardı. Çok pahalı olmaz mı diye düşünmeyin, operatörlerinden sms paketi satın almışlardı. Sabahları güzel sözlerle birbirlerini uyandırırlar, en geç 15 dakikada bir sms atılmazsa trip moduna geçerlerdi. Klasik yeni nesil aşkın her nimetinden köküne kadar faydalanarak ilişkileri devam etti.

Apartman Üniversiteleri

apartman üniversitesi

Çevreme baktığımda; merkezi bölgede,cadde üzerinde bir apartman düşürmüş(bulmuş,almış) heyetler, anında üzerine üniversite tabelasını yerleştirdiğini görüyorum. İnsanlarda çocukları okusun diye varını yoğunu heba ediyorlar, bu üniversitelerin çocuklarınıza ne gibi bir faydası olabilir. Üniversite bu hayatta olmazsa olmaz bir birim midir?

Halk tarafından kabul edilmiş üniversitelerin hepsini bir kenara ayıralım. Geriye kalan her ilde bir üniversite, İstanbul içerisinde tuttuğunu yap üniversite gibi projelerin bizlere katacağı hiçbir şey olmayacağı görüşündeyim. Holdinglere katkısı haricinde. Apartmanları dersliğe çevirip, iki üç kişiyi ekranlara çıkartıp, öğrenci avında olmaları sizleri de düşündürtmüyor mu?

Çoğu siyasi torpille öğretim görevliliğine getirilmiş insanlar ile ülkeye hiçbir katkısı bulunmayan profesörlerin toplanmasından oluşan bir çok üniversite varken, bu apartmanların verdiği eğitim bizim ülkemizin gelişmesine ne kadar katkı sağlayabilir merak ediyorum. İlla ki çocuğunuzun üniversite okumasını istiyorsanız gönderin açık öğretime, çoğu üniversiteye gitmekten daha faydalı olduğunu okul bitince göreceksinizdir. Erkeklerin kısa dönem askerlik için, kızlarında evlenme muhabbetlerinden kurtulmak için içinde doğan okuma hevesi ailenin boş yere para kaybetmesine neden oluyor. Açık öğretim okurken çalışan bir insanın tecrübesini, fakültelerde kazanmak olanaksız. Egosu yüksek insanların, kendi tatminkarlığını izleye izleye ve onların cefalarını çekerek bitirilen 4 sene, insanı enkaz haline çeviriyor. Ciddi manada üzerinde düşünülmesi gereken hangi üniversiteye gitmeliyim sorusu, ömrünüzün en az 4 senesini boşa harcatmayacak bir karara dönüştüğünde faydasını görüyorsunuz. Ne olursa olsun bir okula gireyim diye bir düşünceniz varsa eğer kesinlikle açık öğretimi tercih etmelisiniz. Çünkü ülkemizde üniversiteler iş hayatına geçişin sağlandığı okul değil, yüksek lise potansiyelindeler.

Şehir içlerinde karşılaştığımız apartmanlar ise sadece vakit geçirmek için tercih edilebilecek yerlerdir. Bir iki isim yapmış profesör ile bir şey elde edilemez ki zaten o profesörlerin girdiği ders sayısı bir elin parmak sayısından fazla değildir. Ve ayrıca ülkemiz kaç tane profesöründen fayda gördü diye düşünüp fazla gözümüzde büyütmemeliyiz. Hayatımızın koskoca 4 senesi, heba edilmesiyle bir şey kaybedilecek yıllar olarak görülmemeli, her günü dolu dolu yaşamalıyız. Üniversite bitirsenizde bitirmesenizde işsiz olacağınız için, tecrübe kozunu diğer insanlardan önce oynamak çoğu kişiye fayda sağlayacaktır. Eğer bu hayatta üzülecek ve bunalıma girecekseniz bunun nedeni okuduğunuz gereksiz bir okul olmasın, yaşadığımız hayat, son günlerdeki şike davasından farksız, fazla ümitlenmeyin o yüzden. Verdiğiniz kararlar her zaman size şans getirsin, belki de en çok şansa ihtiyacımız var. Doğru insan, doğru yaşam, doğru karar, doğru zamanda doğru adımı atma… İyi düşünün, fazla ömrümüz yok.

Ruhu Kahpeleşmişler

Dikkat ayağınızı kaydırırlar

Dikkat edin kandırırlar, ayakta uyuturlar, elinizden ekmeğinizi alırlar, iliğinizi kuruturlar, canınızı acıtırlar, pervasızca ruhunu satanlar…

Hayat herkesi belirli bir sınavdan geçirir, hastalık, ölüm, zulüm; mesela yerden yere vurabilir, sevgilinizi elinizden alabilir ama güvendiğiniz dağlara kar yağdımı içinize bir şey oturur, nefes alamazsınız. “Sende mi brütüs” diyesiniz gelir, saldırasınız gelir sağa sola, emeklerinize mi acıyasınız, haybeye geçen vaktinize mi, hayallerinize mi ? Titrer ve kendinizi daha da kaybedersiniz. Değer verdiniz, önem verdiniz, her şeyi önüne serdiniz ama olmadı değil mi ? Ağlama arkadaş, suç sende değil, insanlar kötü. Kötü insanlara göre de insanlar kötü. Kötülerin dahi kötülediği yaratılanlar arasında sanada bir kötü rastladı diye kendini mi kaybedeceksin. Hemen cevabını vereyim, sende kafanı aşağı yukarı doğru salla ki adet yerini bulsun. “Yaşın genç, unutursun…”

Bir şekilde hayatlarımız sonlanacak ama hayatın suratınızın ortasına geçirdiği darbeler yaşama sevincinizi dirhem dirhem alacak sizden. Umarım hayat son noktayı koymadan elinizde avucunuzda olanı bitirmezsiniz, ya sonra hayata göz yumana kadar zaman nasıl geçer, yalnız mı kalacaksınız ? “Her zaman herkese bir kere şans verin” diye söyledim durdum, ikinci şansı hakettiğini düşündüklerinizden yediğiniz darbeler sonrası hiç aklınıza geldim mi ? Yoksa siz “bu kadar saçmalığı okuyamam, bir paragraf baştan bir de son kısmı okusam yeter” diyenlerden miydiniz? Peki böyle dediğiniz zamanlarda acaba ortada yazanlar beni anlatıyor olabilir mi diye düşünmediniz mi? Herkes kendi kaderini kendisi yazar diye saçmalayanlardansanız, yazdığınız kaderde neden düzeltme yapmadınız, hoşunuza mı gitti tüm olanlar? Göremediniz mi insanların yüzlerinin arkasına gizlediği ikinci yüzü…

Hayatım boyunca hep bu durumlara düşmesin diye dostlarımı uyardım, hep ben kötü oldum ama hatır vardı ve her şey aşikardı. Söylenmesi gereken sözler vardı, sadece cesaretli bir yürek gerekiyordu kendini feda edecek. Feda eden hep ben oldum! Belki seni bile uyarmışımdır dost. Belki sen benim elimle ileride çevirme var diye uyardığım karşı şeritteki araçtaydın, belki yanlış kuyrukta sıranın sana gelmesini beklerken, zamanını kurtarandım, belki bağışladığım kan senin damarında dolaşmakta, belki kesişmiştir hikayemiz ve birbirimize iyiliğimiz dokunmuştur. Söyle bakalım dostum sende mi kötü diyorsun benim için ? Söyledim ya feda eden bendim hep…

Ne diyor şair : “Senin yalanlarınla, hilelerinle başedemedim. Bu bana dert oldu… Ama, ben senin önünde hiç boyun eğmedim… Bu da sana dert olsun!”

Dert olsun dostlar! İnsanlara aldanmayın, herkes tabi ki kötü değildir ama kimseye ikinci şansı vermeyin. Mutlaka kaybedersiniz. İşte buraya yazıyorum…

Dikkat Yeni Yıl Geliyor

taciz

Kâh güldük kâh ağladık ve kâh kahrolduk ama bu yılında sonu yaklaştı. Önümüzde bizi bekleyen en büyük tehlike yılbaşı eğlencesi fırsatçısı Apaçi Gençlik.

Tam 1 sene boyunca sotede gizlenmiş, tek eliyle klavye kullanarak içindeki ateşi söndürmüş, tüm stresini ve sıkıntısını atmak için kızların meydanlarda yılbaşı eğlencesine katılmasını bekleyen bir grup var ki hiçte küçümsenecek sayıda değiller. Özellikle Taksim Meydanı gibi kalabalık yılbaşı eğlencelerinin yapıldığı ve insanların toplu olarak geri sayım yaptığı alanlarda beliren tipler, yeni yıla girenlere fiziki taciz uygulayarak yeni yıla daha rahat girmesini sağlıyorlar. Yeni yıla girmeye 3 saniye kala kızlardan yükselen çığlık sesleri bu rahat geçişin aslında ispatı.

İnsanlar normal olarak yeni yıla güzel bir ortamda girme hayaliyle kalabalık yerlere gittiğinde ekürisinin poposunu koruma telaşesi yüzünden edindiği sıkıntı bir sonraki yıldan bir şey anlamamasına sebep oluyor.

Bir nesil var ki yılbaşı gecesi için özel kıyafetler alan, en kaliteli jölesini o geceye saklayan, hakikisinden zor ayırt edilen spor ayakkabılarını çamaşır makinesinde yıkayıp o gece için özenle rafa kaldıran. Yaşama amacı o meydanlara gidip kalabalığın arasına kendisini bırakması ve genelde kız gruplara yakın yerlerde pusuya yatmaları. Avcı hedefini gözüne kestirdiği an saatine bakar ve yeni yıla ne kadar kaldığını anında hesaplar, o an; saat, dakika ve saniye hesabı o kadar kuvvetlidir ki sene boyunca derslerine bu başarıyı yansıtsa inanın matematikten 2 (geçer) alabilecek seviyeye fırlarlar. Gerekli hesaplar yapıldıktan sonra kendini ortamın akışına bırakır ve doğru anı bekler. Zaman azaldıkça kendisini hedefinin çok yakınlarına, omuz omuza mücadele edebilecek seviyeye gelecek kadar yakınına taşır. Bu esnada kızlar ondan kıllanır ve birbirlerini uyarırlarsa hemen cep telefonunu çıkarır, sms moduna geçer ya da kendisinin resmini çekiyormuş izlenimi verir, bu tipik bir şaşırtmacadır, kanmamak menfaatinizedir.

Saldırı zamanı gelir. Siz çılgınca geriye doğru sayarken, avcı arkadaş ya vücudunun komplesini ya da bir uzvunu sizin namahrem bölgenize doğru umarsızca ittirir ve temas anında, saniyesinde orgazm olur. O an geri sayımı bırakıp, arkanızı dönüp ne yapıyorsun sen deseniz “- Gel sende yak bir keyif sigarası” ya da “Arkadan itiyorlar abla!” diye bir cevap almanız kuvvetle muhtemeldir.

Son zamanlarda polisimiz bu yamyamları engellemek için yoğun çaba sarfediyor olsa da geçtiğimiz yılbaşında özellikle de yabancı uyrukluluların yaşadıklarını televizyonlarda epeyce bir gördük. Sanırım bunlardan kurtulmak için en mantıklı yol şimdiden kutlama yapacağınız mekanı belirlemek ve hatta yerinizi ayırtmak, çıkalım da neresi çıkarsa karşımıza orada kutlarız mantığıyla yol alırsanız başınız ağrıyabilir. Siz siz olun, kendinizi ve partnerinizin namahrem yerlerini kontrol altına alın, sonra gecenizin karakol ya da hastanede geçmesine engel olamayabilirsiniz.

Mutlu bir yılbaşı gecesi geçirmenizi temenni ediyorum. Tanrının eli (maradonanın elle attığı gol) sizden uzak olsun :)