Tag Archives: Belki
Sevdiğini yerden yere vur dikkatlice
İster yerden yere vur, istersen havaya fırlat hoppala yap, yere düşünce bir tekme de sen patlat ama en sonunda sol yanına basmayı ihmal etme arkadaş. Senin ondan başka kimsen yok, etrafına bir bak, sahte yüzleri tara, bir de onun masum yüzüne bak. Farkı hisset ve titreyerek irkil. Dikkat et çok geç olmasın.
Uykusunu bölüp hiç gücenmeden sana hazırladığı kahvaltıları unuttun mu? Kendini unutulmuş hissettiğin o anda çat kapı çıkıp gelmesini? Ne oldu da her şey bir kenara itiliverdi. Hiç mi hatırı yok yaşanan güzelliklerin. Zamanla tahammül sınırları zorlandı elbette ama yok mu vefayı sadece semt olmaktan kurtarmak isteyen ?
Bir gün her şeyi yüzüstü bırakıp, kutup yıldızı yönünde tek başına yürümeye başladığında güneyden esen o lodosu sırtında hissedersen bil ki o hala seninledir. Acaba başkası olabilir mi diye sakın arkanı dönüp bakma çünkü hem hata edersin, hem gönül incitirsin. Sadece tek kişidir ve ömrünün sonuna kadar seni korur, evet o bir melektir. Çıkar düşünmez, tek amacı sensindir, seni hafızasından silseler, ona geriye hiçbir şey kalmaz. Mutlaka sensiz de yaşar ama güneşi artık doğudan doğmaz. Sen kuzeydesindir ya, onun yönü hep kuzeyi gösterir. Belki sensizlik marsta yaşam aramak gibi zordur, zaman gereklidir ama bir yanı hep seninledir.
Neredesin be Güzellik
Hani aceleyle yürürken köşeyi döndüğümüzde duramayıp çarpışacaktık. O birkaç milisaniye ile ölçülecek gözlerimizin temasını , “Çüş be ayı, önüne baksana” diyerek kesecektin. Ben tam özür dilemek için ağzımı açacakken, arkanı dönüp uzaklaşma seslerini dinlemek nasip oldu. Bu çarpışma bir Türk filmi senaryosu yazdırmaz mı şimdi sana ? Hiçbir şey olmamış gibi
Kasvetli Günler
Severim sonbaharı… Elimde çay, çatıyı döven yağmur taneleri, Ataşehir’in bol inşaatlı manzarası, kucağımda bilgisayar, hafif müzik tıngırtısı, insanlarda dışarı çıksam mı çıkmasam mı kaygısı, alışveriş merkezleri tıka basa dolu, izlenesi dandik sinema filmleri, bir fincan kahve alıp koltuğu 5 saat işgal eden gereksiz müşteri, cicili bicili giyinip gövde gösterisine çıkmış varoş prensesleri, saçlarına çamlıca tepesindeki alıcı motifini işlemiş yağız delikanlılar ve daha neler neler…
Belki sizde ipinizi koparmışsınızdır ama genede ipini koparanın gitmediği mekanlar ararsınız, partnerinize bakışlarıyla göz zinası yapmayanların bulunduğu bir ortam, bulduğunuzda kimseye söylemezsiniz, sürekli aynı yere gitmeye başlarsınız, artık size özel indirimler, yeni demlenmiş çaylar jest olarak gelmeye başlar, orasıda sıkar sizi, arayışlarınız devam eder.
Otopark sorunu olmayacak, yamyamlar olmayacak, fiyatları çok can yakmayacak ve sizi sıkmayacak. Hangi mekana giderseniz gidin anlamsız bir gruplaşma sezersiniz. Merkezi kafelere gidersiniz, sevişen ergenler doludur ve rahatsız olursunuz. Sosyal tesislere gidersiniz mutaassıp bir popülasyon, kendinizi kötü hisseder oradan da çıkarsınız. Koskoca İstanbul size dar gelir, evinizi özlersiniz ama eve adım atıldığı an boğuluyor gibi hissedersiniz, dvd izleyeyim dersiniz, filmin ortasında sızarsınız. İşte sonbahar hissi budur ve bu hissi sevin, geçicidir. Herkesle tartışmak istersiniz, herkes size göre yanlış düşünür, herkes kötü araba kullanır ve gerçekten siz haklısınızdır, bir yandan da kilo almaya başlarsınız, hayat sıkıcı gelmeye başlar iyice, internet zaten uzun zamandır sıkmaktadır sizi, çekilebilecek tüm profil resimlerinizi önceden çekmiş, yeni nesil saksılı resminiz bile olmuştur, bir değişim gerekmektedir ve o değişimi ben size söyleyeyim.
“Kitap okuyun” Kendinizi mutlu hissedeceksiniz ve farklı bir aktivite yapmanın dayanılmaz hazzı size belgrat ormanında atla gezinti yapıyormuş hissi verecek. Okumadıysanız “aşkın gözyaşları 2-1-3″ ile başlayabilirsiniz mesela, ilk önce Hz. Şems ile başlamalısınız bu seriye, yazarımız ilk önce Hz. Mevlana’yı yazdığı için 2-1-3. sırasıyla okumakta fayda vardır. Alın elinize çayı, uzanın koltuğa, rahatça oturun ama yatmayın, yatmak bu havada uyku getirir
Kendinizi iyi hissedeceksiniz, emin olun…
Bir ayrılığın ardından…
Sizlerle bir mektup paylaşmak istiyorum. Bu mektup yaralı bir bayanın çeşitli ekşın (action) ve atraksiyon yaşadığı bir beye serzenişidir. Gizli kapılar ardında yaşanılanların itirafı, özlemidir. İlk önce mektubu okuyun, ardından yorumum gelecek.
Merhaba;
Sen bu mesajı okuduğunda bilmiyorum biz nerede ve nasıl olacağız, ama
sadece seni sevdiğimi bilmeni istiyorum.. İçimde ki yetim ağlamaya
başlıyor sen gittiğinde, eğer gitmiş olursan, yetim bıraktığın ilk aşk
olmayacağım belki, ama senden geride ve uzakta bir yetimin yaralı
gözyaşları bıraktığını bilmeni isterim.. Eğer ben bırakmış olursam
seni, artık olmayacağına tamamen inandığım için olmalıdır bu kesin! Ve
sen o zaman bil ki, sevgin beni terk ettiği için değildir bu vazgeçiş,
sensiz ne kadar zor olacağını kendime inandırabilmişsem gerçekten
yaralı ve iyileşmeyen bir kalp edinmişim demektir.. Bunları hiç
istemem! Çünkü ben sana gitmek için gelmedim..İlk evinizi çok özlüyorum, nasılda deli şeyler paylaşmıştık hatırlıyor
musun? Sen kar yağarken şort giyerdin ben şaşırır ve korkardım
hastalanacağından hep.. Oysa sen sımsıcaktın! Buz tutmaz, üşümez bir
yüreğin vardı senin, gözlerine baktığımda elinde hiç birşey olmadığı
halde kendimi öylesine güvende hissederdim ki, dünya üstüme gelse
inandıramazdı beni kötü hiçbirşeye.. Sen iş aramaya giderdin, ben
senin için dualar eder ve sana kavuşmak için akşam olmasını
beklerdim.. Ellerin, ellerimden ayrılmazdı, ellerin ellerime değmediği
an, kıyametim olurdu, karamsar dünyam gece olurdu! Seninle ilkleri
yaşadığım yuvaydı, sayende sıcacıktı, odanda titreyen bir yatağın
vardı, o durmadan ses çıkartırdıSeverdim o sesleri duymayı,
çünkü yaşadığımı, mutlu olduğumu bana hatırlatırlardı..İş bulduğunda, evinizi değiştirdiğinizde, hayat değişmeye başlamıştı
daha ben rüyalardayken.. Nasılda değişiyordun git gide, stresle sende
baş edemiyordun belli ki.. Önce ufak tefekti sorunlar, sonra sorun bile
olmayacak sorunlar büyümeye başladı ilişkimizde.. Çekilmez hale
getiriyorduk aşkı, birbirimizi öylesine severken, nasılda bu kadar
vurdumduymazca üstünlük çabası içine girebiliyorduk.. Sevmedim bu yeni
evinizi hiç! Hiç istemediğim bir şey olmaya başladı aşk, sen sevdiğim,
hayat yoksa bizi birbirimizden çalıyormuydu? Korkularımız başladı,
korktukça azalmaya başladı güzellikler.. Hayat bizi sıkıştırmaya
başladı aşkın duvarlarında, önceleri birbirimizden başkasına ihtiyaç
duymazken, güngeçtikçe yeni heyecanların peşine düşmeye başladık
galiba.. Ben hayattan soğudum sen benden.. Sevmedim hiç bu yeni
eviniziAşkımın katili işte.
Şuan bunu yazarken, az evvel seninle yine çok saçma birşey yüzünden
tartışmıştık.. Senin hakaretlerin, benim iç savaşım; sen bana hakaret
ederken ben sen kızıyorsun diye ağlayamıyorum bile ve gözyaşlarımı
içime akıtırken, bir yandanda hayır bunlar gerçek değil, o söylemek
istemiyor bunları aslında sevgi var, aşkı gerçek diye tekrarlıyorum ve
seni sevdiğimi haykırıyorum kendime.. Ne kadar yazık! Kalbim
dayanamıyor daha fazlasına, ne yaparsam yapayım benimde bir karekterik
özelliklerim var, senin gibi, onun, bunun gibi herkes gibi.. Kendimi
ne kadar değiştirmeye çalısamda, düşününce, sen beni bu halimle değil
sen beni eski hallerimle sevdin! Ve ben neden o sevdiğin kızdan bu
kadar uzaklaşıyorum? Değişmemin sebebi ne? Bilmiyorum, biraz
sorumluluk almaya ve sorumluluk hissederek yaşamaya çalışıyorum,
herşey daha çok daha güzel olsun diye.. Bizli planlara imza atıyorum,
seninle güzelleştirmek istiyorum ikimizin hayatınıda.. Ama her
defasında bir yerde düğümleniyorum, galiba hayat benden birşeylerin
intikamını alıyor, galiba kırık kalimin duvarlarından artık
durdurulmaz kanlar akıyor.. Bunlar aşkın kanları.. Canım acıyor..
Sadece bunu gerçekten bilmeni ve inanmanı isterdim..Parmaklarım yazdıkça beni yalnızlaştırıyor gibi.. Gitgide
uzaklaşıyorum gibi hayattan, aşk içimde kalan tek canlı yarım gibi..
Seni yaşatmak istedikçe sen çıkıp engel oluyor gibisin, ama neden
bunlar inan bana anlamıyorum.. Ben mutsuz etmek ya da mutsuzluk vermek
istemiyorum.. Seni kazanmaya çalıştıkça kaybetmekten yoruldum, tüm
gücümü şuan aşka veriyorum, ama yetmiyor.. Diliyorum ilerleyen
günlerde bana yardım edersin, çünkü ben sevilmeyi çok sevilip
şımartılmayı bekleyen bir bebek gibiyim karşında, şefkatle ellerini
tutabilsem yeniden, şefkatini alabilsem, hissedebilsem sıcaklığını
yeniden damarlarımda keşke.. Bir gün seni özleyerek ölmekten
korkuyorum..Kızacaksın biliyorum, ama yinede söylüyorum, işte şuanda ağlıyorum,
çünkü bu karşı konulmaz bir duygu, tıpkı sen gibi, sana karşı
hissettiklerim gibi.. Ağlamak hiç acizlik olmamıştı zaten, onlar
kalbin merhametinin göstergesiydiler.. Bu yüzden yargılasanda
umursamayacağım..Ve son olarak, beni yalnız bıraktın, beni yalnız bıraktığın hergün için
dışarda kanepede yatıracağım seniSeni ilk gördüğüm anda
aldığım elektiriği hatırlıyorum.. Ve senin bana söylediğin hiç duymak
istemediğim sözlerini, sevgim bir tarafta yalnız ve sessizliğe
bürünmüş vaziyette bekliyor, korkudan gözlerini hiç açmadan.. Öylesine
bir korku ki bu Sevgilim, insanın içinde ölümü özleyen bir bebek
büyütüyor.. Başım dönüyor, midem bulanıyor, seni düşünüyorum
gülümsüyorum ama buruk bir gülümseme bu, eskisi gibi bakmadığın için
gözlerime, onlarda vazgeçmişler ışık saçmaktan.. Beklediğim bir ışık,
bir sıcak sarılış dünyayı durduracak.. Ne kadar anlatsam bitmeyecek,
üstelik sen okuyunca hak verecek misin, anlayabilecek misin yoksa
yine saçmalamışsın mı diyeceksin bilmiyorum, hoş ne dersen
diyebilirsin aslında, o kadar çaresizim ki.. Seni inanılmaz özledim,
yani olayın bütün özeti bu! Seni xxx, seni yani seni, inanılmaz
özledim.. Özledim seni sevgilim..Aklım kalbime, kalbim aklıma bakıyor, ikiside birşey demeye korkuyor,
sessizler, sanki biri sesini çıkartsa ölüm gelecek gibi, bu korku
şaşırtıyor benliğimi, her taraf karanlık, uzağında gölgem üşüyor..
Sen, dünyayı sevgisiyle durdurabilecek adam, seni sadece yaşamayı
diliyorum ömrümün sonuna dek.. Başka hiç birşeye cevap veremiyorum
şuan için kendime.. Bu aşkı çok sevdim ben, hepsi bu.Diliyorum herşey eskisinden daha çok güzel olsun. Aşk; keşke yüreğimi
gösterebilseydim sana, o zaman daha kolay olurdu, üzgünüm..Sen Canımsın, beni hangi vakit olursa olsun, ister yanımda ol ister
uzakta hiç ama hiç unutma, çünkü ben unutulmayı hiç haketmedim. Ve ne
yapıyorsam bizim içindi, yanlışlarımda oldu elbet, hepsi için üzüntü
yaşadım, şimdi gidip uyuyacağım ve sen bütün korkularımı almış
olacaksın benden.. Biliyorum yarın ve yarından sonra yalnız
olmayacağım.. Sen hep benimsin, sevgimsin.. Sevgilim!Seni seviyorum.. Öptüm dudaklarından.. Gece gözlerine değmeye
başladığında güneşinim.Sevgiyle, sevgimle..
xxx
Ne kadar etkileyici bir yazı öyle değil mi dostlar ? Bu mektubu okuyunca ağlayanlarınız bile olmuş olabilir ama nereden bileceksiniz ki çapkın bir kız tarafından çapmaya çalışırken çapıldığı bir gence yazılmış olduğunu… Şunu belirteyim kesinlikle benimle bir ilgisi yok, elime geçmemesi gereken bir mektuptu bu, sizlerle paylaşıp, insanların nasıl kandırıldığını göstermek istedim.
Bu avcı bayan arkadaşımız artık her işini kendini kullanarak yaptırmayı huy edinmiş, hayattan hiçbir beklentisi kalmamış, sadece yaşadığını hatırlatsın ve gününü gün etsin diye ilişkiler yaşayan bir kişiymiş. Tam 8 sene gözlemledim, kesinlikle ona birşey söylemedim, sadece insanları tanımaya yardımcı olur diye paylaşıyorum. Bir insan yukarıdaki duyguları kaç kişiye hissedebilir ? Hiç bu şekilde bir mektubunuz oldu mu?
İnsanlar neden yalanlarına inanır ve kendisini ona kaptırarak yaşar ? Yalnızlık mıdır bunun sebebi, yalnız kalma korkusu mu ? İnsan neden sevmediği insana onun için canına kıyabilir izlenimi oluşturur ? Ve bunları her sevgili için tekrarlamak… Çok uykusuz gece gerektirir dostlarım. Bu mektup size yazılsaydı ve inansaydınız kaybetmiş mi olurdunuz, kandırılmış mı? Mutlu eder miydi bu satırlar sizi ? Peki ardındaki sır perdesi aralanınca ?
İnsanlar sizi sevebilir, siz de sevebilirsiniz. Karşınızdaki insana değer verin ama imzayı atmadan ona herşeyinizi vermeyin. Hayat size nasıl süprizler hazırlamış bilemezsiniz fakat bilmediğiniz için duygularınızla oynanmasına izin verecek değilsiniz. Herkese güvenin fakat sadece bir kere! Bir kere güveninizi sarsan kişi bunu tekrar edecektir.
Sonunda üzülen taraf olmamanız temennisiyle…
