Tag Archives: intihar
Spor dostluk ve kardeşlik mi?
Şikenin gündemi resmi olarak sarsmasından sonra cereyan eden olaylar artık çoğumuzu futboldan soğuttu. Eskiden haftasonunu iple çekerken artık maçlar oynanmış mı oynanmamış mı umursamıyoruz bile, acaba bu maçında sonucu önceden belirlenmiş miydi diye içimizden geçmiyor değil.
Ne ilginç bir oyun şu futbol, bize neler öğretti. Sayesinde 40 bin kadının hep bir ağızdan nasıl küfür edeceğini, maçın oynanmadan skorunun belirlenebileceğini, mamalamak terimi ve saymak istemediğim bir sürü şey gördük. Sokak ortasında sadece farklı bir takım forması giyiyor diye bir taraftar dövüldü. Sanki o adam bu ülkenin vatandaşı değil, acaba sokaktan terörist kıyafetiyle birisi geçse ona aynı mualeme yapılır mıydı, tartışılır.
Ülkemizde insanlar takım tutmuyor, takımıyla ilişkiye giriyor ve onu namusu belliyor. Birisi bir laf söyledimi annesine laf gelmiş gibi içerliyor ve dolayısıyla kavgalar meydana geliyor. Sporun ilişkileri pekiştirmesi gerekirken bizi birbirimize düşman ediyor. Peki nerede yanlış yapılıyor, neden insanları kaynaştıramıyor diye düşünürsek insanımızın duyguları en uç noktalarda yaşama sevgisi ilk etken olarak karşımıza çıkıyor. Biz değil miyiz ki trafikte birisi el kol işareti yaptığında, aşağı indirip kavga eden, sevgilisi onu terk etti diye intihar eden. Nasıl futbol için sakinlik, huzur, hoşgörü bekleyebiliriz. Tezahurat yaparken bile “vur,kır,parçala, bu maçı kazan” demiyor muyuz.
Olması gereken şekilde bir futbol izleyicisi ve spor kulübü taraftarı olmak, bu ülkede biraz zor, galiba genlerimize aşırıcılık işlenmiş,vazgeçemiyoruz. İyi örnek olanlarıda içimize çekip asimile ediyoruz ki bir kere yoldan çıktıktan sonra iyi dediğiniz kişi bile çığırından çıkıyor, holiganlığın tadını alıyor, daha sonra vazgeçemiyor. Biz ancak müslümanız kardeşiz diyebiliriz, sporda kardeşliği düşünemiyorum.
Bir ayrılığın ardından…
Sizlerle bir mektup paylaşmak istiyorum. Bu mektup yaralı bir bayanın çeşitli ekşın (action) ve atraksiyon yaşadığı bir beye serzenişidir. Gizli kapılar ardında yaşanılanların itirafı, özlemidir. İlk önce mektubu okuyun, ardından yorumum gelecek.
Merhaba;
Sen bu mesajı okuduğunda bilmiyorum biz nerede ve nasıl olacağız, ama
sadece seni sevdiğimi bilmeni istiyorum.. İçimde ki yetim ağlamaya
başlıyor sen gittiğinde, eğer gitmiş olursan, yetim bıraktığın ilk aşk
olmayacağım belki, ama senden geride ve uzakta bir yetimin yaralı
gözyaşları bıraktığını bilmeni isterim.. Eğer ben bırakmış olursam
seni, artık olmayacağına tamamen inandığım için olmalıdır bu kesin! Ve
sen o zaman bil ki, sevgin beni terk ettiği için değildir bu vazgeçiş,
sensiz ne kadar zor olacağını kendime inandırabilmişsem gerçekten
yaralı ve iyileşmeyen bir kalp edinmişim demektir.. Bunları hiç
istemem! Çünkü ben sana gitmek için gelmedim..İlk evinizi çok özlüyorum, nasılda deli şeyler paylaşmıştık hatırlıyor
musun? Sen kar yağarken şort giyerdin ben şaşırır ve korkardım
hastalanacağından hep.. Oysa sen sımsıcaktın! Buz tutmaz, üşümez bir
yüreğin vardı senin, gözlerine baktığımda elinde hiç birşey olmadığı
halde kendimi öylesine güvende hissederdim ki, dünya üstüme gelse
inandıramazdı beni kötü hiçbirşeye.. Sen iş aramaya giderdin, ben
senin için dualar eder ve sana kavuşmak için akşam olmasını
beklerdim.. Ellerin, ellerimden ayrılmazdı, ellerin ellerime değmediği
an, kıyametim olurdu, karamsar dünyam gece olurdu! Seninle ilkleri
yaşadığım yuvaydı, sayende sıcacıktı, odanda titreyen bir yatağın
vardı, o durmadan ses çıkartırdıSeverdim o sesleri duymayı,
çünkü yaşadığımı, mutlu olduğumu bana hatırlatırlardı..İş bulduğunda, evinizi değiştirdiğinizde, hayat değişmeye başlamıştı
daha ben rüyalardayken.. Nasılda değişiyordun git gide, stresle sende
baş edemiyordun belli ki.. Önce ufak tefekti sorunlar, sonra sorun bile
olmayacak sorunlar büyümeye başladı ilişkimizde.. Çekilmez hale
getiriyorduk aşkı, birbirimizi öylesine severken, nasılda bu kadar
vurdumduymazca üstünlük çabası içine girebiliyorduk.. Sevmedim bu yeni
evinizi hiç! Hiç istemediğim bir şey olmaya başladı aşk, sen sevdiğim,
hayat yoksa bizi birbirimizden çalıyormuydu? Korkularımız başladı,
korktukça azalmaya başladı güzellikler.. Hayat bizi sıkıştırmaya
başladı aşkın duvarlarında, önceleri birbirimizden başkasına ihtiyaç
duymazken, güngeçtikçe yeni heyecanların peşine düşmeye başladık
galiba.. Ben hayattan soğudum sen benden.. Sevmedim hiç bu yeni
eviniziAşkımın katili işte.
Şuan bunu yazarken, az evvel seninle yine çok saçma birşey yüzünden
tartışmıştık.. Senin hakaretlerin, benim iç savaşım; sen bana hakaret
ederken ben sen kızıyorsun diye ağlayamıyorum bile ve gözyaşlarımı
içime akıtırken, bir yandanda hayır bunlar gerçek değil, o söylemek
istemiyor bunları aslında sevgi var, aşkı gerçek diye tekrarlıyorum ve
seni sevdiğimi haykırıyorum kendime.. Ne kadar yazık! Kalbim
dayanamıyor daha fazlasına, ne yaparsam yapayım benimde bir karekterik
özelliklerim var, senin gibi, onun, bunun gibi herkes gibi.. Kendimi
ne kadar değiştirmeye çalısamda, düşününce, sen beni bu halimle değil
sen beni eski hallerimle sevdin! Ve ben neden o sevdiğin kızdan bu
kadar uzaklaşıyorum? Değişmemin sebebi ne? Bilmiyorum, biraz
sorumluluk almaya ve sorumluluk hissederek yaşamaya çalışıyorum,
herşey daha çok daha güzel olsun diye.. Bizli planlara imza atıyorum,
seninle güzelleştirmek istiyorum ikimizin hayatınıda.. Ama her
defasında bir yerde düğümleniyorum, galiba hayat benden birşeylerin
intikamını alıyor, galiba kırık kalimin duvarlarından artık
durdurulmaz kanlar akıyor.. Bunlar aşkın kanları.. Canım acıyor..
Sadece bunu gerçekten bilmeni ve inanmanı isterdim..Parmaklarım yazdıkça beni yalnızlaştırıyor gibi.. Gitgide
uzaklaşıyorum gibi hayattan, aşk içimde kalan tek canlı yarım gibi..
Seni yaşatmak istedikçe sen çıkıp engel oluyor gibisin, ama neden
bunlar inan bana anlamıyorum.. Ben mutsuz etmek ya da mutsuzluk vermek
istemiyorum.. Seni kazanmaya çalıştıkça kaybetmekten yoruldum, tüm
gücümü şuan aşka veriyorum, ama yetmiyor.. Diliyorum ilerleyen
günlerde bana yardım edersin, çünkü ben sevilmeyi çok sevilip
şımartılmayı bekleyen bir bebek gibiyim karşında, şefkatle ellerini
tutabilsem yeniden, şefkatini alabilsem, hissedebilsem sıcaklığını
yeniden damarlarımda keşke.. Bir gün seni özleyerek ölmekten
korkuyorum..Kızacaksın biliyorum, ama yinede söylüyorum, işte şuanda ağlıyorum,
çünkü bu karşı konulmaz bir duygu, tıpkı sen gibi, sana karşı
hissettiklerim gibi.. Ağlamak hiç acizlik olmamıştı zaten, onlar
kalbin merhametinin göstergesiydiler.. Bu yüzden yargılasanda
umursamayacağım..Ve son olarak, beni yalnız bıraktın, beni yalnız bıraktığın hergün için
dışarda kanepede yatıracağım seniSeni ilk gördüğüm anda
aldığım elektiriği hatırlıyorum.. Ve senin bana söylediğin hiç duymak
istemediğim sözlerini, sevgim bir tarafta yalnız ve sessizliğe
bürünmüş vaziyette bekliyor, korkudan gözlerini hiç açmadan.. Öylesine
bir korku ki bu Sevgilim, insanın içinde ölümü özleyen bir bebek
büyütüyor.. Başım dönüyor, midem bulanıyor, seni düşünüyorum
gülümsüyorum ama buruk bir gülümseme bu, eskisi gibi bakmadığın için
gözlerime, onlarda vazgeçmişler ışık saçmaktan.. Beklediğim bir ışık,
bir sıcak sarılış dünyayı durduracak.. Ne kadar anlatsam bitmeyecek,
üstelik sen okuyunca hak verecek misin, anlayabilecek misin yoksa
yine saçmalamışsın mı diyeceksin bilmiyorum, hoş ne dersen
diyebilirsin aslında, o kadar çaresizim ki.. Seni inanılmaz özledim,
yani olayın bütün özeti bu! Seni xxx, seni yani seni, inanılmaz
özledim.. Özledim seni sevgilim..Aklım kalbime, kalbim aklıma bakıyor, ikiside birşey demeye korkuyor,
sessizler, sanki biri sesini çıkartsa ölüm gelecek gibi, bu korku
şaşırtıyor benliğimi, her taraf karanlık, uzağında gölgem üşüyor..
Sen, dünyayı sevgisiyle durdurabilecek adam, seni sadece yaşamayı
diliyorum ömrümün sonuna dek.. Başka hiç birşeye cevap veremiyorum
şuan için kendime.. Bu aşkı çok sevdim ben, hepsi bu.Diliyorum herşey eskisinden daha çok güzel olsun. Aşk; keşke yüreğimi
gösterebilseydim sana, o zaman daha kolay olurdu, üzgünüm..Sen Canımsın, beni hangi vakit olursa olsun, ister yanımda ol ister
uzakta hiç ama hiç unutma, çünkü ben unutulmayı hiç haketmedim. Ve ne
yapıyorsam bizim içindi, yanlışlarımda oldu elbet, hepsi için üzüntü
yaşadım, şimdi gidip uyuyacağım ve sen bütün korkularımı almış
olacaksın benden.. Biliyorum yarın ve yarından sonra yalnız
olmayacağım.. Sen hep benimsin, sevgimsin.. Sevgilim!Seni seviyorum.. Öptüm dudaklarından.. Gece gözlerine değmeye
başladığında güneşinim.Sevgiyle, sevgimle..
xxx
Ne kadar etkileyici bir yazı öyle değil mi dostlar ? Bu mektubu okuyunca ağlayanlarınız bile olmuş olabilir ama nereden bileceksiniz ki çapkın bir kız tarafından çapmaya çalışırken çapıldığı bir gence yazılmış olduğunu… Şunu belirteyim kesinlikle benimle bir ilgisi yok, elime geçmemesi gereken bir mektuptu bu, sizlerle paylaşıp, insanların nasıl kandırıldığını göstermek istedim.
Bu avcı bayan arkadaşımız artık her işini kendini kullanarak yaptırmayı huy edinmiş, hayattan hiçbir beklentisi kalmamış, sadece yaşadığını hatırlatsın ve gününü gün etsin diye ilişkiler yaşayan bir kişiymiş. Tam 8 sene gözlemledim, kesinlikle ona birşey söylemedim, sadece insanları tanımaya yardımcı olur diye paylaşıyorum. Bir insan yukarıdaki duyguları kaç kişiye hissedebilir ? Hiç bu şekilde bir mektubunuz oldu mu?
İnsanlar neden yalanlarına inanır ve kendisini ona kaptırarak yaşar ? Yalnızlık mıdır bunun sebebi, yalnız kalma korkusu mu ? İnsan neden sevmediği insana onun için canına kıyabilir izlenimi oluşturur ? Ve bunları her sevgili için tekrarlamak… Çok uykusuz gece gerektirir dostlarım. Bu mektup size yazılsaydı ve inansaydınız kaybetmiş mi olurdunuz, kandırılmış mı? Mutlu eder miydi bu satırlar sizi ? Peki ardındaki sır perdesi aralanınca ?
İnsanlar sizi sevebilir, siz de sevebilirsiniz. Karşınızdaki insana değer verin ama imzayı atmadan ona herşeyinizi vermeyin. Hayat size nasıl süprizler hazırlamış bilemezsiniz fakat bilmediğiniz için duygularınızla oynanmasına izin verecek değilsiniz. Herkese güvenin fakat sadece bir kere! Bir kere güveninizi sarsan kişi bunu tekrar edecektir.
Sonunda üzülen taraf olmamanız temennisiyle…
