Tag Archives: Zaman

Masum Aşk

masum aşk

Bir nesil var ki aşkı Türk filmlerinden öğrenmiş, masumluğuna inanan… “İnce hastalık” diye bir hastalığın varlığını, Hülya Koçyiğit’in öksürdüğü mendile baktığında gördüğü kan birikintisinden öğrenmiş, ve hastalıktan kurtulması için gerekli olan tek şeyin bir doktor değil Ediz Hun’a kavuşması olduğunu bilen. Aşkın başrolünde her zaman bir kişi olurdu, bir de olsa olsa onları ayırmak isteyen kötü genç. Asla iki kişi sevmezlerdi, “şu da kötü günlerde lazım olur, diye ikinci bir kişiye ümit vermezlerdi hiç.

Aşkı tüccarlıkla karıştırmazlardı, karşılıksız severlerdi. Sen seversen bende seni severim değildi onların arasındaki. Bir kişiyi severlerdi, kavuşamazlarsa hasta olur, kavuşunca sağlık bulurlardı. Sevgili koleksiyonları yoktu. Profilleri yoktu “ayna karşısında” çektirdikleri resimleri sergileyebilecekleri. Aşklarının felsefesi “2 salla 1 bağla, 3 salla 1 yat” değildi. (bayram namazı tarifi gibi oldu ama anlatılmak istenen, karşındakine 2 şey salla, onu kendine bağla, 3 şey daha salla, onunla yat.) Kendileri asildi, sevgileri gibi. Karşısındakine ipucu vermek için durumunu : evlenip boşanmış yapmazlardı. Her zorluğa göğüs gererlerdi ama skor yapma telaşesinden ya da çapkın olarak anılmak için değil. Karşısındakinin derdini dinler çözümlemek için uğraşırlardı, ondan faydalanmak değildi amaç.

Biz çok mu film izledik bilmiyorum ama imdat frenini çekiyorum ve bu treni terkediyorum. Mantık evliliği çıktı, psikolojiler bozuldu, gerçekten seviliyor muyuz? Ne için seviliyoruz? Ladese tutuşmak amacıyla bile eline kimseyi dokundurtmamış masum kişi,hakkında kötü düşünülür mü diye kafasındaki sorularla kendini yiyip bitirirken, tek gecelik aşklarla ekürisine karşı ezici bir üstünlük sağlamış hanım kızımız, kırmızı kuşağı takıp evleniyor, şimdi yeni trend siyah kuşak, artık onlar neyin ustasıdır düşünemiyorum bile… Karşısındaki insanla evlenmeyi düşünen bir genç, acaba benden önce diye sorularla geceleri uykularını kovalarken, sevdiği erkek bir başka tenle temas halinde “aşkım seni seviyorum” ile başlayan kısa mesajlar gönderiyor. Bu karmaşıklık içerisinde hadi gelin masum bir aşk arayın ve bulun. Sevin ve evlenin. Allah iyilerle karşılaştırsın ne diyelim…

Üzgünüz ama Bir Günlük Değil

Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez

Kansız bir sürüye karşı verdiğimiz onurlu mücadelede,  kalbimiz sızlıyor ama kararlıyız, bu pislik temizlenecek. Ermeni dölleri,dinsiz,imansızlar; şanı yüce olan devlet ve milletimiz karşısında hiçbir zaman bir engel olamaz, kahpelik eninde sonunda layık olduğu yeri bulacak ve zafer, çocuklarını kına yakıp vatanına feda ederek askere yollayan anneleri olan, Türk Milletinin olacaktır. Acınız acımızdır ve bu acı asla birgünlük değildir. Sizin her doğum gününde,evlilik yıldönümünde, yeni yılda, bayramlarda yaşadığınız can kırıklığını bir bütün olarak hepimiz yaşıyoruz ve yaşayacağız ve o can kırıklığı uğruna biz bu dünyayı yakarız. Çevrenizde askerden kaçan, askere gitmemek için yurtdışına giden, bilinçli kilo alan, çürük raporu alan vb. hileler ile askerliğe kasti olarak gitmek istemeyenler bulunabilir ama hiç üzülmeyin bu vatan sahipsiz değildir, gerekirse biz bir daha vatani görevimizi yapmaya her zaman hazır ve gönüllüyüz. Bu ülke sahipsiz değildir içinizi rahat tutun. Tüm şehit annelerinin öpülesi ellerini kalbimize koyar, gurur ve acılarını paylaşırız. Ne Mutlu Türküm diyene…

Trafikte Bilinçlenme Hareketi

trafik-canavari-ehliyeti

Malesef son dönemlerde ülkemizde trafik rezilleşti. Kiralık araba furyasının pohpohlamasıyla hat safhaya ulaşan trafik bilinçsizliği hepimizi tehdit ediyor. Bu konuya ülke olarak hassas davranmalı ve bir an önce bir çözüme kavuşturmalıyız yoksa çok canlar yanacak gibi görünüyor.

Kendisini tüm şeritlerin sahibi zannedenler, sarı ışık yandımı kendini kaybedenler, sinyal kolunu kullanmayanlar, makas atmanın maharet olduğunu düşünenler, cam açık şekilde yüksek sesle müzik dinleyenler, araç kullanırken cep telefonu kullanmayı farz belleyenler, emniyet kemeri sıkıyor abi diyenler, ön ve arka sis farını açmadan araç hareket ettirmeyenler, floresan lamba yakmış dolaşan çakma xenoncular, zart zurt korna çalanlar, bir kadehten birşey olmaz diyenler,  girilmez levhasından tahrik olanlar vs. İlk bakışta aklıma gelen ihlaller. Trafik kurallarına uymak için neden hiç çaba sarfetmiyoruz, trafik kurallarına uyanlara kötü gözlemi bakıyorlar. İlla musibetin gelmesini beklememize gerek yok. Etrafınıza bir bakın ve kendinize gelin, bu bilinçsizliği bu ülke artık kaldırmıyor. Bir yerden düzelmeye başlamak gerekmiyor mu ?

Sabahları işimize giderken trafikte sinir krizleri geçiriyoruz, işe yerine varır varmaz pimi çekilmiş bomba misali patlayacak yer arıyoruz. En azından objektif bir şekilde kendimizi test etmeli ve hangi kurallara uymadığımızı belirlemeliyiz. Eksiklerimizi düzeltmeye derhal başlamalı, kesinlikle diğer insanların hiç bir kurala uymadığını bahane etmemeliyiz. Tamamen kurallara uymaya başladığımız zaman ise artık insanları kurallara uymaya mecbur bırakmalıyız. Her gördüğünüz kural ihlalini lütfen anında polise bildirin.Sol şeride geçmiş sollama yapacağım derken 3 km. kuyruk oluşturan kamyon gördüğünüzde, girilmez işareti olduğu halde o yolu kullanan bir araç karşınıza çıkarsa, insan hayatını tehlikeye sokacak hareketler yapan bir araca rastladığınızda, küfür etmeden önce hemen polisi arayıp, gittiği yönü ve plakasını verin. Bir şekilde insanlara trafik bilincini kazandırmalıyız ve ceza yemelerini sağlamamız eminim çok etkili olacaktır. Lütfen bu konuda çekinceli davranmayın, polisin işini yapmasına yardımcı olmak kötü birşey değildir.

Ve bayan şöförler, sizlerde lütfen şu işin eğitimini alın, doğru dürüst kullanmayı öğrenmeden lütfen yollara çıkmayın. Sürücü kurslarında bayanlara eğitim veren bayan eğitmenler bulun ve bu işte bayanların karşılaştıkları zorlukları birinci elden öğrenin. Araba kullanmak bu ülkede bayan olmaktan daha zor birşey değil, gözünüzde fazla büyütmeyin. Park etme konusuna girmek bile istemiyorum.

Araç kiralama şirketlerinin sunduğu “sen çarp abi biz sana hemen yenisini yollarız” sistemi de bir an önce elden geçirilmeli. Kiralık araç sürücülerinin bazı korkularının olması gerekiyor yoksa abuk subuk kullanmaya devam edecekler. Çünkü araç kendilerinin değil, kaza yapsalarda sorun değil. Ne kadar ahmakça bir düşünce fakat çoğu kiralık araç kullanan insanda bu düşünce mevcut. Mevcut sistemdeki bazı eksiklikler, bilinçsiz sürücülerle birleşince korkunç bir tablo meydana çıkıyor.

Minibüs,taksi ve otobüs şöförlerinden bahsetmek bile istemiyorum. Çünkü onlar her zaman haklı… Umarım bir gün kendilerine objektif bir gözle bakabilirler. Şu polise şikayet konusunda hassas davranmanızı rica ediyorum, belki biz bundan anlıyoruzdur, nerden bilebiliriz öyle değil mi ?